Gülay Gibi

 

Eski ahşap yalının penceresi açıldı

Bir çift yeşil,kor gözün ışığı ufka açıldı.

Taş plaktan ruhu saran nağmeler dökülürken,

Yakıyordu anılar,eskiye götürürken…

 

Gönlümün sayfaları koparken yaprak,yaprak

Gülay kokuyordu her taraf,çimen toprak

Anarken Gençliğimi yandı gönül telleri,

Gülay tutardı,uzanan elleri.

 

Merdivenden salınıp,uçar gibi inerdi

Mor salkımlı bahçeye mis kokun sinerdi.

Beylerbeyi dile gelir,ağaçlar konuşurdu.

O ahu gözler,dalar benimle sevişirdi.

 

Güzelliği Beylerbeyine,ruhu bana eş,

Benim yüreğime doğardı sanki güneş.

O narin bileğine,yosunlu taş basamak,

Mahcup bir eda ile bakardı hep kaçamak.

 

Denizin dalgaları, dalgalı saçlarına,

Beylerbeyi’nin yıldızları minik avuçlarında

Gülay yavaş,yavaş bir tüle bürünüyor,

Ufuklar boydan boya Gülay görüyor.

                                                                                   FD.